Skip to content Skip to footer

İslam’da İlk Telif

Arapçada “kitâb” (كِتَابٌ) kelimesi “toplamak, bir araya getirip dikmek, bağlamak; yazmak, istinsah etmek” anlamlarına gelen ketb (كَتْبٌ) kökünden türemiş bir masdar olup yazılarak bir araya getirilen bilgilerle bunların yazıldığı malzemeyi ifade eder. İslâmî literatürde kitap “Kur’ân-ı Kerîm, vahiy, mektup, belge, iki kapak arasında toplanmış bilgi, bir eserin ana konularından her biri” gibi çeşitli anlamlarda kullanılmıştır.

Bedreddin ez-Zerkeşî (ö. 794/1392), el-Mensûr fi’l-Kavâidi’l-Fıkhiyye adlı kitabında eser telif etmenin farz-ı kifâye olduğunu gerekçesiyle birlikte şu şekilde ifade eder:[1]

“Allah’ın ilim ve idrak lutfettiği kimselerin ilmî kitaplar telif etmesi farz-ı kifâyedir. Bu ümmet ömrü kısa olmakla beraber becerilerde artış gösterecek ve ilerlemeye devam edecektir. İlmi gizlemek helal değildir. Şayet kitap telifi terk edilirse insanlar için ilim zayi olup gider.”[2]

Zerkeşî bu sözüyle eser telif etmenin ilmin korunması için zaruri olduğunu ifade eder.

Peki İslam’da ilk telif edilen eser nedir?

Hiç şüphesiz İslam’da iki kapak arasına alınan ilk kitap, Hz. Ebû Bekir (ra) (ö. 13/634)’in hilafeti döneminde cem edilen ve Hz. Osman (ra) (ö. 35/656) döneminde çoğaltılan Kur’ân-ı Kerîm’dir.

Kur’ân-ı Kerîm’in yanında bazı sahabiler Hz. Peygamber (sav)’den duydukları hadisleri sahife denilen kitaplarda toplamışlardır. Hz. Ali (ra) (ö. 40/661), Abdullah b. Amr b. Âs (ra) (ö. 65/684-685), Ebû Hüreyre (ra) (ö.58/678), Abdullah b. Ömer (ra) (ö. 73/693), Câbir b. Abdullah (ra) (ö. 78/697),  ve Nübeyt b. Şerît (ra) (ö. ?)’in bazı hadisleri yazdıkları sahîfelerinin bulunduğu rivâyet edilmektedir. Abdullah b. Amr (ra), Allah Resûlü’nden aldığı izinle hadisleri kayıt altına almış, yazılı belgeleri bir sandıkta muhafaza etmiş, bunların kendisini hayata bağlayan şeylerin başında geldiğini söylemiştir. Kaynaklarda en çok hadis bilen sahabi olarak adı geçen Abdullah b. Amr’ın sahîfesine es-Sahîfetü’s-Sâdıka, Ebû Hüreyre’ninkine ise es-Sahîfetü’s-Sahîha adı verilmiştir. Bu sahifelerdeki hadisler, sonraki hadis eserleri içinde bir bütün halinde veya farklı yerlerde alıntılar şeklinde yer almıştır. Bunlardan Abdullah b. Amr (ra)’ın sahîfesi Ahmed b. Hanbel (rh)’in el-Müsned’inde yer almıştır. Ebû Hüreyre (ra) ise talebesi Hemmâm b. Münebbih (rh)’e 138 hadis yazdırmış, bu eser Sahîfetü Hemmâm (es-Sahîfetü’s-Sahîha) adıyla günümüze ulaşmış ve birçok baskısı yapılmıştır. Eserin, Ebû Hüreyre (ra)’nin es-Sahîfetü’s-Sahîha’sı olduğu tahmin edilmektedir.[3]

Yine Allah Resûlü (sav)’nün arkadaşlarına, ordu komutanlarına ve İslam’a davet amaçlı olarak yabancı devlet adamlarına ve kabile reislerine yazdığı mektuplar da İslâmî dönemdeki ilk yazılı belgelerdendir. Kâtipler tarafından yazıya geçirilen bu mektuplar; hadis, siyer ve tabakat kitapları arasında günümüze ulaşmıştır. Hatta birkaçının orijinal hâli de günümüze kadar muhafaza edilmiştir.[4]

Peki Kur’ân-ı Kerîm ve hadis sahifelerinden sonra telif edilen ilk eser hangisidir, müellifi kimdir?

Bu konuda birkaç farklı isim ön plana çıkmaktadır. Bazı kaynaklarda İslâm tarihinde kitap yazan ilk müellif olarak tabiîn âlimlerinden tefsir, hadis ve fıkıh âlimi İbn Cüreyc (ö. 150/767)’in adı zikredilir.[5]

Bazı kaynaklarda ise ilk müelliflerin Kitâbü’l-Emsâl ve Kitâbü’l-Mülük ve Ahbâri’l-Mâzîn[6] adlı eserleriyle Ubeyd b. Şeriyye el-Cürhümî (ö. 67/686), tefsirleriyle de Riyâhî (ö. 90/709) ve Mücâhid (ö. 103/701) olduğu zikredilir.[7]

Ubeyd b. Şeriyye (rh)’nin Kitâbü’l-Mülük ve Ahbâri’l-Mâzîn adlı eseri Hz. Muâviye (ra)’nin hilafeti döneminde onun talebiyle yazılmıştır. Ubeyd anlatmış ve saray kâtipleri de yazıya geçirmişlerdir. İbnü’n-Nedîm (ö. 385/965) onun 50 varaklık el-Emsâl’ini gördüğünü söyler.[8]

Kitâbü’l-Emsâl ve Kitâbü’l-Mülük ve Ahbâri’l-Mâzîn adlı eser, ilk defa İbn Hişâm (ö. 218/833)’a nisbet edilen Kitâbü’t-Tîcân fî Mülûki Himyer adlı eserin zeyli şeklinde Ahbâru Ubeyd b. Şeriyye el-Cürhümî fî Ahbâri’l-Yemen ve Eşʿârihâ ve Ensâbihâ ale’l-Vefâʾ ve’l-Kemâl adıyla yayımlanmıştır (Haydarâbâd 1347).

Yine birçok kaynakta nahiv ilminin kurucusu Ebü’l-Esved ed-Düelî (ö. 69/688)’nin nahiv sahasında ilk müellif olduğu rivâyetini de burada hatırlatmamız gerekir.[9] İbnü’n-Nedîm, el-Fihrist’inde Ebü’l-Esved’e ait fâil ve mef’ûl bâblarını içeren dört varaklık bir risâle gördüğünü, ancak bu varakların daha sonra kaybolduğunu, çok aramasına rağmen onları bulamadığını söyler.[10]

(Kaynak: Ali Bulut, Mukaddimelerden Gönüllere Kitapların Yazılış Hikâyeleri, İFAV Yayınları, İstanbul 2025, 2. Bsk. s. 17-20.)


[1] Halil Fevzi Efendi, el-Hâşiyetü’l-cedîde, 1: 3.

[2] Zerkeşî, el-Mensûr fi’l-Kavâidi’l-Fıkhiyye, 3: 35.

[3] Kandemir, “Abdullah b. Amr b. Âs”, DİA, I, 85-86; Aydınlı, “Sahîfe”, DİA, XXXV, 522-523; Nebhân, Abkariyyetü’t-Te’lîfi’l-Arabî, s. 41.

[4] Karaçizmeli, “Hz. Peygamber (s.a.s.)’in Davet Mektupları”, s. 129; Tavîle – Hulvânî, Âlemiyyetü’l-İslâm, s. 91-92.

[5] Hatîb el-Bağdâdî, Târîhu Bağdâd, XII, 143; Kâtip Çelebi, Keşfü’z-Zunûn, I, 34; Cerrahoğlu, “İbn Cüreyc,” DİA, XIX, 404-406.

[6] Kitâbü’l-Emsâl ve Kitâbü’l-Mülük ve Ahbâri’l-Mâzîn adlı eser, ilk defa İbn Hişâm (ö. 218/833)’a nisbet edilen Kitâbü’t-Tîcân fî Mülûki Himyer adlı eserin zeyli şeklinde Ahbâru Ubeyd b. Şeriyye el-Cürhümî fî Ahbâri’l-Yemen ve Eşʿârihâ ve Ensâbihâ ale’l-Vefâʾ ve’l-Kemâl adıyla yayımlanmıştır (Haydarâbâd 1347). Bkz. Azizova, “Ubeyd b. Şeriyye”, DİA, XLII, 15-16.

[7] Nebhân, Abkariyyetü’t-Te’lîfi’l-Arabî, s. 40.

[8] İbnü’n-Nedîm, el-Fihrist, I, 279-280; Umerî, “el-Cürhümî Ubeyd b. Şirye”, el-Mevsûatü’l-Yemeniyye, s. 878.

[9] İbn Kuteybe, Kitâbü’ş-Şi‘r ve eş-Şu‘arâ, s. 171; Sîrâfî, Ahbâru’n-Nahviyyîn, s. 18; Kıftî, İnbâhü’r-Ruvât, I,41; İbn Haldûn, Mukaddime, s. 515; Corci Zeydân, Târîhu Âdâbi’l-Lügati’l-Arabiyye, II, 11.

[10] İbnü’n-Nedîm, el-Fihrist, I,  107; Ayrıca bkz. Kettânî, et-Terâtibü’l-İdâriyye, Dâr II, 274-275.

Yorumları GösterYorumları Gizle

1 Yorum

  • Yazar Bedir HATİP
    Posted Ekim 23, 2025 12:09 pm 0Likes

    Kelimenize sağlık Hocam

Bedir HATİP için bir yanıt yazın Yanıtı iptal et