Skip to content Skip to footer

Dr. Ayşe Hümeyra Aslantürk’ün (1959-2023) Ardından 

“Bâki Kalan Kubbede Hoş Bir Sadâ: Ayşe Hümeyra Hanım”

Bir dostun ardından yazı yazmanın zorluğuna rağmen, ona dair bir kayıt kalsın, tanıyanlar bir kez daha yad etsin, tanımayanlar için bir tanışma ve hayıflanma olsun, bir Fâtiha’ya vesile olsun düşüncesiyle bu yazıyı kaleme almaya cesaret ettim.

Hümeyra hanım ile 2009’da İstanbul Üniversitesi Hasan Ali Yücel Eğitim Fakültesi’nde birlikte göreve başladık. Kendisiyle ilk olarak burada tanıştım. Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi’nden gelmişti, fakat İstanbul’da zaten çokça tanıdığı vardı. Zaman zaman hayat hikayesine dair anekdotlarla kendisi hakkında daha fazla bilgi sahibi oldum. Fakat, aslında onu ne kadar az tanımış olduğumu bu yazıyı yazmaya giriştiğimde anladım. Hakkında daha geniş bir çalışmaya başlangıç olmasını arzu ettiğim bu yazıda size kısaca Ayşe Hümeyra hanımı tanıtacağım.

Eğitim Hayatı, Akademik İlgileri

Hümeyra hanım 1959’da Gaziantep doğumlu. İlk ve ortaöğrenimini Gaziantep’te tamamlamış. Bu dönemde bir Kur’an Kursu eğitimi olduğunu da kendisinden dinlediğimi hatırlıyorum. Yüksek İslâm Enstitülerinin İlahiyat Fakültesine dönüştürüldüğü 1982 yılında Konya Yüksek İslam Enstitüsü İslam Dini ve Esasları Bölümünden mezun olmuş. Bu sebeple lisans mezuniyeti Selçuk Üniversitesi olarak görünmekte.

Hümeyra hanım üniversite mezuniyeti sonrası İstanbul’a gelerek Marmara Üniversitesi’nde lisansüstü eğitime başlamış. Yüksek lisans derecesini Tefsir ve Hadis Bölümü, Tefsir Anabilim Dalında Ali Turgut hoca danışmanlığında 1989’da tamamlamış: “Ebu Mansur Muhammed İbn Muhammed el-Maturidi’nin Te’vilatü’l-Kur’an’ından Suretü’n-Nisa (tenkidi metin)”

Doktora eğitimine yine Marmara Üniversitesi’nde Tefsir anabilim dalında devam etmiş. 1995 yılında Suat Yıldırım danışmanlığında tamamladığı doktora tez çalışması “Ebu Hafs Ömer en-Nesefi’nin (öl. 537 – 1142) et-Teysir fi’t-Tefsir Adlı Eserinin Tahlili ve el-Bakara Suresi’nin Tenkidli Neşri” başlığını taşıyor. Hümeyra hanımın doktora eğitimi sırasında üzerinde çalıştığı Ömer en-Nesefi üzerinde daha sonra da çalışmaya devam ettiğini biliyoruz. 2007’de “Türk Müfessiri Ömer Nesefî (537/1141)’nin Hanefî-Mâtürîdî Anlayışının Yayılmasına Katkıları” başlıklı makalesi, 2012 ve 2013’de Nesefî’nin et-Teysir fi’t-Tefsir’inde Fatiha ve Bakara sureleri üzerine yayınları, bu bahsin hiç kapanmadığını gösteriyor. Emekliliği sonrasında da Ayşe Hümeyra hanımın bu tefsir metninin tahkiki üzerinde çalışmaya devam ettiğini, hatta ilerleme katettiği için çok mutlu olduğunu ifade ettiğine vakıf oldum. Bu hevesin kaynağı muhtemelen Hümeyra hanımın arkadaşlarından Prof. Dr. Hatice Kelpetin’in ifade ettiği üzere Ömer en-Nesefî’ye hayranlık düzeyinde bağlılığıydı. Bunu sadece akademik bir çalışma konusu olarak görmüyordu.

Doktora sonrası Hümeyra hanımın ilgisinin Hz. Peygamber konulu çalışmalara doğru yöneldiğini görüyoruz. Kendisiyle tanıştığım dönemde genel olarak tasavvufa ve özelde de dua ve şifa ilişkisine yönelik ilgisine şahit oldum. Bunların, yayınlarına yansıdığını da görebiliyoruz. Manzum olarak kaleme alınmış, hafızalarda yer edecek, zor zamanda imdada yetişecek bir tutamak mahiyetinde beyitleri kendisi ezbere çokça okurdu. Bunları derleyecek bir çalışma planımızı bir kenara not etmiştik.

Kişiliği, Öğrencileriyle İlişkileri

Güler yüzlü, gülmesi güzel bir insandı Hümeyra hanım. Fazla kiloları dahil her şeyi tiye alabilirdi. Muhtemelen onu tanıyan herkes bu esprili kişiliği farketmiştir. Fakat biraz daha yakından tanıyınca, bu şen simanın arkasında bir hüzün de her daim vardı. Esasında bir hüzün insanıydı. Tebessümle başlayan konuşmalar, yavaş yavaş bu hüzne kayar, oradan çıkmak için yukarıda dile getirdiğim tutamaklara sarılırdı. Pek çok muhtemel sebep olabilir bunun için. Belki sadece insan olmaklığın hüznüydü. Bu onunla Allah arasındaydı.

İnançlı bir insandı. Hasan Ali Yücel Eğitim Fakültesi’nde görev yaparken kendisini elinde zikirmatik ile gören öğrencisi Mehmet Furkan Ören, şaşkınlığını ve hocayla olan bu hatırasını şöyle anlattı: “2009 yılı, bir kış günüydü, sabah erken bir saatti. Aksaray metrodan Hasan Ali Yücel Eğitim Fakültesi’ne doğru telaşla gidiyordum. Medikal Park hastanesinin önündeki parktan geçerken birinin arkamdan seslendiğini duydum. Dönüp baktığımda Hümeyra hocayı gördüm, selamını aldım. Elinde bir zikir matik vardı. Bunu görünce şaşırmıştım açıkçası; çünkü zihnimdeki şablonda akademisyen, ilahiyatçı, okumuş, rasyonel düşünen bir kişinin elinde zikirmatiği görmeyi beklemiyordum. Hümeyra hanım görüntü itibariyle de çok geleneksel bir insan gibi durmuyordu. O vakit fakültede başörtüsü konusunda da ciddi problemler vardı. Fakülte yolunda dinlenirken o parkta oturmuş, samimi bir şekilde zikir çektiğini, dua ettiğini farkettim. Stres altında olduğunu hissettim. Hüznü belirgindi. Fakat sebebini soramadım. O gün bana kendisinin yayına hazırladığı bir kitap hediye etmişti: Hızır Bey Çelebi’nin Yasin-i Şerif Tefsiri. Bize değer verdiğini hissettirirdi.”

“Paylaşımcı, öğrenci merkezli, öğrenciye söz hakkı veren demokrat bir hoca” olarak anıyorlar talebeleri hocayı. Ben ise, dersten sonra odada öğrencileriyle olan münasebetine daha çok şahit oldum. Nasıl, ne zaman oldu bilemeden Güzin abla gibi etrafı derdini anlatmak isteyen talebelerle çevriliverdi. Kiminle ne konuştuğunu, kimin ne derdi olduğunu ifşa etmez, dile getirmezdi. Fakat öğrenciler konuşmak için özellikle onu seçerlerdi. Muhtemelen derslerindeki yorum ve değerlendirmeleri ile danışılacak bir insan olduğunun işaretlerini veriyordu.

İstanbul Üniversitesi’ndeki mesai arkadaşlarından Arş. Gör. Dr. Sultan Gülşen ise öğrencileriyle olan münasebetini şöyle örneklendiriyor: “Hocanın dersine ait sınavlardan birinde öğrenciler çok kopya çekmişti. Bazıları gözetmenlik yaptığım esnada ben farketmiştim fakat kağıtları okurken diğerlerini kendisi tespit etmiş ve çok üzülmüştü. Benim de yanında olduğum bir sırada öğrencilerden birkaçı odasına geldi. Öğrenciler mahçuplardı, özür dilemek istiyorlardı. Hümeyra hoca daha önce sınıfta da yaptığı bir konuşmaya atıfta bulunarak: “Benim size gönlüm kırık ama hakkım helaldir.” demişti.” Bu anekdotta kopya çeken öğrenciye gönlün kırık olması, öğrenciyle münasebetin düzeyi ve biçimiyle ilgili olabilir ancak diye düşünüyorum.

Marmara Üniversitesi’ndeki lisansüstü eğitimi döneminde birlikte bulunduğu kişiler de onun kollayan, destek veren “abla” yönünü dile getiriyorlar. Kerpetin, Hümeyra hanımın kendi önlerinde akademik çalışma yapan bir bayan olarak örnek olduğunu, bu dönemde özellikle kız öğrenciler için bir rehber gibi olduğunu, bayraktarlık yaptığını, zaman zaman onun evinde toplandıklarını, kendilerine cesaret verdiğini anlattı. Borç vermeyi sevdiğini, ihtiyacı olanın ondan borç yahut karşılıksız destek aldığını, bunun için ilk akla gelen kişi olduğunu; kimi zaman kendinden verdiğini, kimi zaman da tanıdığı bazı varlıklı insanların imkanlarını destek isteyen insanlara yönlendirdiğini dinledim o dönemki arkadaşlarından.

Şiirleri, Edebi Yönü

Gerek akademik ilgileri, gerekse öğrencileriyle münasebetinde kendisini gösteren kişiliğini ele alırken aslında şair yönünün ipuçlarını da görmek mümkün. Ayşe Hümeyra hanımın şiir yazdığını, bazısını çeşitli dergilerde yayınladığını biliyordum. Tanıştığımız dönemde aktif olarak artık yazmıyordu. Belki bundan dolayı bu yönü bana gizli kaldı. Şiirlerinin peşine düşünce Altınoluk dergisinde yayınlanan şiirlerini ilk olarak gördüm. Isparta’daki dost ve hocaları ile görüşünce şiirlerinin çok daha fazla sayıda olduğunu, bunların bir bölümünün bestelendiğini, hatta TRT repertuarına girdiğini öğrendim.

Süleyman Demirel Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Türk Din Musikisi Anabilim Dalı öğretim görevlisi Erdoğan Ateş beyefendi, Isparta’da iken Hümeyra hanımla irtibatlarının kuvvetli olduğunu, 20-30’a yakın şiirini gördüğünü, 8-10 şiirinin bestelenmesi için çalıştıklarını, konserlerinde okuduklarını ifade ettiler. Erdoğan Ateş beyin ifadesiyle aktarayım: “Hümeyra hanımın Kardelen isimli bir şiiri var. Bu şiiri Kürdili Hicazkâr makamda besteledim. Bu şarkı ile yarışmaya girdik. Yarışmayı kazanamadı fakat şarkı çok sevildi. Kutlu Payaslı bu yarışmadan hocanın şiirini alıp kendisi bestelemek istedi. Hoca hanım müsaade etmedi; bir kere besteledik hocamıza saygısızlık olur diye tekrar bestelenmesini istemedi.” Fakat buna rağmen bestekâr Kutlu Payaslı’nın bu şiiri Nihavent makamında tekrar bestelediğini ve pek çok konserde okuduğunu görebilmekteyiz.[1]

Bestelenen ve repertuarlara giren şiirleri sebebiyledir ki kadın güftekârlar konulu çalışmasında Mustafa Hakan Alvan, Hümeyra hanıma da listede yer vermektedir.[2] Kendinden bahsetmeyi sevmeyen Hümeyra hanım, sağlığında güftekâr olduğunu elbette anlatmamıştı.

Altınoluk dergisindeki şiirleri Şehîde Mektup (1988), Köleler ve Kafesler (1988), Akif Bey’le Hasbihal (1987) başlıklarını taşıyor. Bunların dışında şiirlerinden ulaşabildiğim birkaçını aşağıda bulabilirsiniz.

EY AŞK
Korkmuyorum senden, gel bir daha yak!
Nârım da sen, nûrum da sen oldun aşk…
Sen bana yasaksın, sen bana tutsak!
Nârım da sen, nûrum da sen oldun aşk… 

Kim tutar elimden, kor olmuş cismim,
İki tek”e düşmüş, zor olmuş ismim,
Sen bile yanarsın, aksetse resmim,
Nârım da sen, nûrum da sen oldun aşk… 

Neyi yakacaksın, can tende değil!
Nerde cânan, sen de mi!.. Bende değil…
Dile sultan olansın, bende değil,
Nârım da sen, nûrum da sen oldun aşk… 

Sevâbımsın, vebâlimsin, bahtımsın!
Ateşimsin, güneşimsin, ahtımsın!
Hem gönülsün, hem de gönül tahtımsın,
Nârım da sen, nûrum da sen oldun aşk…
KARDELEN

Çiçeksiz bahçeme baharla gelen
Bahtımı kuşatan buzları delen
Kar beyaz düşlerle gönlümü çelen
Sen hayal dağımda açan kardelen 

Sen benim kutsalım vaz geçilmezim
Ağulu iksirim sek içilmezim
Can özüm sevdiğim ad biçilmezim
Hasret toprağımda açan kardelen
Kardelen, kardelen açan kardelen
Akif Bey’le Hasbihal

Bu neyin yıldönümü, yine andım kederle,
Anlatmak mümkün mü seni manzumelerle
Eskimedi mefkuren, taptaze şiirlerin
Bir mısrana değişmem şiirini şairlerin
Kuşatıyor ufkumu, yaşadığın hakikat.
Lakin pek gayretsizim kalmadı bende takat
“Asım’in nesli” dedin, durma, şahlan, köpür ak.
Bayraktarı ol dinin seni bekliyor şafak.
Oysa ben hiç olmuşum, mirasyedi bir evlad.
Ne camiimde neş’e ne mimberimde bir tad.
Neden; ruhsuz bir ceset, susuz fidan gibiyim.
Şehadetsiz korkarım, çıkacak can gibiyim.
Değil böyle görmek ah, düşünmek istemezdin
Vurdum duymazlığımı temenni de etmezdin
Azimle cihad etme şevkini yitirdiğim,
Günler var, – “nemelazım”, diyerek bitirdiğim
Akif’im, senin için hiç bir şey yapamadım,
Geçtim ondan, Allah’a hakkıyla tapamadım.
Bu sebepler yüzünden geri, pek çok geriyim
Belki manevî sarhoş, belki bir serseriyim.
“His yok, heyecan yok, bu ne hal, taşlaştım mı?..
Böyle değildim evet, saptım, başkalaştım mı?
Bu hedefsiz gidişin sonu elbet uçurum.
Sadece bir ben kaldım, bir de ölmez şuurum.
Aşacaktır bendini Müslüman-Türk gençliği,
Göğsündeki imanla bulacaktır dinçliği.
Az kaldı, başlayacak, geldi fethin zamanı
Göreceksin yeniden övdüğün kahramanı
Haklısın, kimse manî olamaz imanıma
Artık kendi mührümü basarım fermanıma
Şu an seni yeniden anıyor, ağlıyorum
Sellerin bilmediği coşkuyla çağlıyorum.
Titreten duygularla, bütün içtenliğimi
Şi’rindeki alevle yıkadım benliğimi.
Me’yüs olma, sahibim davanının cephesine
Her şeyim feda olsun İslam mefküresine.

(Altınoluk Dergisi, Aralık 1987)
Köleler ve Kafesler

Gök tufan, yerler kurak, her taraf bomboş hayal,
Ümit yarına mehdî, korku içinde deccal..
*
Sanki yollar silinmiş, surlar susmuş ve donmuş,
Alemin kucağına başka alemler konmuş.
*
Bir yokuş ki ufkumda Şahika denen çukur,
Ve nefis, vicdansızlık şiirinden beste okur.
*
Baş ucumda mum sönmüş, başımda pireler fil,
Güneşim nura hasret, gecelerim çetrefil,
*
Ejderha edasında buluşlar homur homur,
Eksildi zannederken sırtımda çifte kambur,
*
Başaklar ile alev hızla gelişen salgın,
Bir başka yangın gerek atomlardan da çılgın,
*
Bu ne müthiş gürültü fark edilmiyor sesler.
Zihnimde tek uğultu: “Köleler ve kafesler…”
*
Ah bu bekleyiş benim güldürmedi yüzümü,
İhanet ahtapotu zehretti gündüzümü.
*
Niçin mahzun hakk nizam gülzarların içinde?!
Ya ben?! Niçin yalnızım milyarların içinde?!
*
Hedef ulvî, yük kutsal ve işte en ince yol:
“Emre kesin itaat, zulme isyan, Hakk’a kul”
*
Peki, ya sen nerdesin?! Seni bekler mi zaman?!
Hangi feryada cevap verebildin “kahraman (!)?
*
Sen: “Ben mi kaldım?” derken “Hak’tan puta haberci’
Ben cihadın aşığı, şehadete dilenci
*
Ey en akıllı deli, çizgiye gel, ha bilmem
İpek yelpazelerin gölgesinde cehennem.

(Altınoluk Dergisi, Ocak 1988) 
Şehîde Mektup

“Büyük şehir mahveder, gitme!” demiştin bana,
Haklıymışsın, burada halim harap şehidim.
“Senin yerin evindir”,hep söylemiştin bana,
Şimdi gözümde yuva ancak serap şehidim. 

Evet, kahroldum burda, bitirdi beni rüya,
Gözyaşlarımda bile hisseder oldum riya,
Halbuki çırpınışım Hakk’a hizmetli güya;
Nerde benim hayatım, nerde sevap şehidim?! 

Dilim batıla köle, hak savunmuş ne çıkar?
Rûhumsa kan terliyor el avunmuş ne çıkar?
Aczime idealim çok dövünmüş ne çıkar?
Susmakla söylemek bir, düzen girdap şehidim. 

Fakat üzülmüyorum artık yalnızlığıma,
Sermedi bir dost ümit şimdi bahtsızlığıma.
Zincirleme azaptan doğan mutsuzluğuma,
Tek teselli inancım Rabbım Tevvab şehidim.

(Altınoluk Dergisi,Mart 1988) 

Ayşe Hümeyra Hanım 64 yaşında 12 Nisan 2023 Çarşamba günü İstanbul’da vefat etti. Sevgili hocam, ablam, dostum Ayşe Hümeyra Aslantürk ile dâr-ı bekâda yeniden buluşmayı dilerim.

EKLER:

1. Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Can’ın “Öğrencilerine Anne Şefkati Gösteren Bir Hoca: Ayşe Hümeyra Aslantürk” Başlıklı Kısa Vefat Yazısı

Merhume Dr. Ayşe Hümeyra Aslantürk Hanım Gaziantep’te doğup büyümekle beraber aslen Kahramanmaraşlıdır, yani hemşehrimdir. Aslantürk sülalesi K. Maraş’ta meşhur ve saygın bir ailedir. Abisi Fazıl Aslantürk de 1980 öncesinde K. Maraş’ta dindar gençliğin önderlerindendi. Bendeniz Ayşe Hümeyra Hanımı lisans üstü eğitimini yaptığı yıllarda Marmara İlahiyat’ta tanıdım. Ancak orada çok az görüştük. İstanbul Üniversitesi Hasan Âli Yücel’e geldiğimde (2011) bir müddet aynı odada çalıştık. Orada kendisini daha yakından tanıdım. İlahiyat Fakültesine geçtiğimizde de aynı Bölüm’de (DKAB) çalıştığımız için bazı hasletlerine muttali oldum. Hemşehri olarak bazı özel sohbetlerimizin de bunda katkısı olmuştur. Nitekim çoğu kimse onların çoğunu farkedemezdi. Bizzat muttali olduklarımdan, kendisinin anlattıklarından ve kız kardeşi Fatma Hanım’ın anlattıklarından hareketle, bunları kısa kısa yazmak istiyorum: (i) Ayşe Hümeyra Hanım’ın birinci özelliği samimiyeti idi. Onu daha yakından tanıdıkça bu inancınız daha da artardı. Tabir yerinde ise, B planı yoktu. (ii) Bir başka öne çıkan özelliği de fedakârlığı idi. Zamanından, parasından… ihtiyacı olanların istifade etmesine önem verirdi. (iii) Diğerkâm idi, başkasını kendisine tercih ederdi. Kendisi evlenmemişti ancak birçok kız ve erkek öğrencisinin evlenmesinde aracılığı ve maddi-manevi destekleri olmuştu. (iv) Birisinin ihtiyacı olduğundan şüphe ederse, ‘itiraf ettirinceye kadar’ sorular sorar, bundan emin olur ve doğrudan ve tavassut yoluyla yardım ederdi. (v) Öğrencilerini çok severdi. Öğrencileri ona anne derlerdi. Özel olarak ilgilenilmesini düşündüklerine çokça zaman ayırırdı. Bir defasında da bana, “Hocam bir erkek öğrencimiz var. Ben onunla uğraşamıyorum. Erkek olduğun için senin ikazlarından daha çok etkilenecektir. Onu sana havale edeyim de ilgilen” demişti. (vi) Öğrenme ve bildiklerini öğretme aşkı ileri düzeyde idi. Öyle ki, emekli olduktan sonra da bazı kişi ve gruplara farklı alanlarda dersler vermeyi sürdürüyordu… Zaman zaman bana anlattığı bazı rüyalarının ‘derinlikli’ mesajlar taşıdığını düşünürdüm. Başkalarının da kendisini, vefatından sonra, güzel bahçeler içinde gördüklerini kız kardeşi anlatmıştı. Bu yazdıklarımın hakkındaki hüsn-i şehadetim olmasını Rabbim’den niyaz ediyor, rahmetler diliyorum.

2. Hocamızın Biyografisi

Ayşe Hümeyra Aslantürk 1959 yılında Gaziantep’te doğdu. İlk ve ortaöğrenimini burada tamamladı. 1972’de girdiği Selçuk Üniversitesi Konya Yüksek İslâm Enstitüsü’nden 1982 yılında mezun oldu. Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tefsir Bilim dalında yüksek lisansını 1989 yılında, doktorasını ise 1995 yılında tamamladı. 1991-1997 yılları arasında Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde görev aldı. 1998’den 2009’a kadar Süleyman Demirel Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde, 2009’dan 2012’ye kadar İstanbul Üniversitesi Hasan Ali Yücel Eğitim Fakültesi, İlköğretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenliği bölümünde öğretim üyeliği yaptı. 2012 yılında başladığı İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İlköğretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenliği bölümünden emekli oldu. 12 Nisan 2023 tarihinde 64 yaşındayken vefat etti.

3. Hocamızın Bazı Çalışmaları

Kitap

·       Ömer en-Nesefî ve Tefsirdeki Metodu. Isparta: Fakülte Kitabevi, 1997.

·        Yâsin-i Şerif Tefsiri, Hızır Bey Çelebi. (Sadeleştirilmiş Tıpkı Basım), İstanbul,1997

·        Hızır Bey Çelebi ve Yâsin-i Şerif Tefsiri. Isparta: Fakülte Kitabevi, 2007.

·       Tefsîru Sûrati’l-Fâtiha mine’t-Teysîr fi’t-Tefsîr. Isparta: Fakülte Kitabevi, 2013.

·       Tefsîru Sûrati’l-Bakara mine’t-Teysîr fi’t-Tefsîr. Isparta: Fakülte Kitabevi, 2015.

Makale/Madde

·       “Tefsir Metodları Üzerine”. İSAV İslâmi İlimlerde Metodoloji / Usûl Mes’elesi 1 (2004), 636-641.

·       “Necmeddin Nesefî”. TDV İslam Ansiklopedisi. 32/571-573. İstanbul: TDV Yayınları, 2006.

Bildiri:

·       “Müjdeleyici ve Uyarıcı Olarak Hz. Muhammed”. SDÜ Kutlu Doğum Sempozyumu. 155-164. Isparta, 19-20 Nisan 1999.

·       “Kur’ân Öğreticilerinin Problemleri”. Kur’ân Kurslarında Eğitim, Öğretim ve Verimlilik Sempozyumu. 1/79-89. İstanbul, 25 -26 Haziran 2000.

·       “Hz. Muhammed’in Şahsiyetinin ve Davranışlarının Kur’an’a Uygunluğu Açısından Değerlendirilmesi”. SDÜ Kutlu Doğum Sempozyumu. 249-267. Isparta, 19-20 Nisan 2001.

·       “Hz. Peygamberi Te’yîd ve Tesel î Eden Âyetlerin, Vahyin Tebliğ ve Uygulanması Bakımından Etkisi”. SDÜ Kutlu Doğum Sempozyumu. 225-235. Isparta, 19 Nisan 2002.

·       “Duanın İnsan Sağlığı Üzerindeki Etkisi”. 38. Uluslararası Tıp Kongresi. 1797-1800. İstanbul, 01-06 Eylül 2002.

·       “Kur’ân’ın İfk Hadisesini Beyanı Bağlamında İnsanlığa Sunduğu Evrensel Mesajlar”. SDÜ Kutlu Doğum Sempozyumu. 215-235. Isparta, 19 Nisan 2004.

·       “Hz. Peygambere Yöneltilen Sorulara Cevap Olarak İnen Âyetlerin İncelenmesi”. SDÜ Kutlu Doğum Sempozyumu. 93-108. Isparta, 18 Nisan 2006.

·       “Türk Müfessiri Ömer Nesefî (537/1141)’nin Hanefî-Mâtürîdî Anlayışının Yayılmasına Katkıları”. Uluslararası Türk Dünyasının İslâmiyete Katkıları Sempozyumu. 611-618. Isparta, 02-05 Mayıs 2007.

·       “Mevlânâ’nın Sevgi Özlü İbadet Anlayışının Kur’ân Âyetleri Açısından Değerlendirilmesi”. 2007 Unesco Mevlânâ Yılında Uluslararası VI. Dil, Yazı, Deyiş Bilim Sempozyumu. 37-44. Konya, 02-05 Mayıs 2007.

·       “Çağdaş Tebliğ Metodolojisi Oluşturma Üzerine”. İslâmî İlimlerde Metodoloji Meselesi I. 636-641. Isparta, 17-18 Mayıs 2008.

·       “The Effect of Pray on Human Health”. 38. International Congress on History of Medicine. 343. İstanbul.

·       “The Role of Love and Peace in Moral Development of Humanity in Islam and Christianity justice and Mercy Will Kiss”. A Conference on Vocation of Peacemaking in A World of Many Faiths. 503. Amerika Birleşik Devletleri.

Yürüttüğü Tezler:

M. Kemal, Ebu`l-Berakat en-Nesefi`nin Kıraattaki Yeri (Kıraat Açısından Medarik Örneği), Yüksek Lisans, 2002.

[1] TRT’deki bir kaydı için bkz: Çiçeksiz Bahçeme Baharla Gelen (Kardelen) / Kutlu Payaslı

https://www.youtube.com/watch?v=zoKbEQIvLuM (Erişim: 01.02.2024)


[2] Mustafa Hakan Alvan, Kadın Güftekârlar, Sabah Ülkesi Kültür Sanat ve Felsefe Dergisi,

https://www.sabahulkesi.com/2023/01/02/kadin-gueftekarlar/ (Erişim: 01.02.2024)

Bu yazı İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nin 2023 yılına ait e-Bülteninden (s. 109-116) alınmıştır. İlgili belgeye ulaşmak için tıklayınız.

Yorumları GösterYorumları Gizle

1 Yorum

  • Yazar Elif Tokay
    Posted Kasım 3, 2025 10:10 am 0Likes

    Rahmetli hocamızla bir süre aynı ofisi paylaşmıştım ancak kendisinin şiir yazdığını bilmiyordum. Bu güzel yazıdan öğrenmiş oldum. Zarife Şeyma, Mustafa ve Sultan hocalarımızın Ayşe Hümeyra Hoca’nın karakterine dair aktardığı hususlara ben de şehadet ederim. Allah gani gani rahmet eylesin.

Elif Tokay için bir yanıt yazın Yanıtı iptal et