Bir Halkın Kelimelere Tutunuşu: Filistin’e Dönüş Edebiyatı
Söze Başlarken
Modern Filistin Edebiyatı ilk evrelerinde diğer Arap ülkelerindeki edebi hareketler ile eş zamanlı bir gelişim izlerken, 1948’de Filistin topraklarının İsrail tarafından işgal edilmesi üzerine çehre değiştirmiştir.[1]
Bu işgal hareketinde Filistin köylerinde yaşanan toplu katliamlar, direnen insanların hapsedilmesi ve İsrail’in yerleşim alanı hâline getirdiği bölgelerdeki Filistinlilere zorla kimlik kartı vermesi gibi olaylar, halkın ruhunda derin yaralar açmıştır. Filistin tarihinde “Nekbe”, yani “büyük felaket” olarak anılan bu dönem, yalnızca bir tarih sayfası değil, bugün Gazze’de yaşanan soykırıma kadar uzanan bir acılar zincirinin başlangıcı olmuştur. Saldırılar, katliamlar ve bitmeyen baskılar, Filistin halkının hafızasında olduğu kadar edebiyatında da yankı bulmuştur.
Şiirden romana, hikâyeden tiyatroya kadar birçok türde bu acıların izini sürmek mümkündür. Böylece Filistin edebiyatı içinde sürgün edebiyatı (edebu’l-menfâ), zindan edebiyatı (edebu’s-sucûn), direniş edebiyatı (edebu’l-mukâveme) ve dönüş edebiyatı (edebu’l-avde) gibi güçlü alt damarlar doğmuştur — her biri halkın yaşadığı yıkımın bir yüzünü anlatır.1948’ten sonra neredeyse bütün Filistinli edebiyatçılar, eserlerinde işgal altındaki yurtlarına duydukları özlemi ve bu topraklara dönmenin bir hak olduğunu dile getirmeye başladılar. Yazdıkları kasidelerde, romanlarda ve hikâyelerde, milletçe yaşadıkları felaketler zincirine karşı edebiyatı bir direniş alanı olarak kullandılar.
Ancak İsrail’in bölgedeki varlığını sürdürmesi, Filistin halkı üzerindeki baskıların devam etmesi ve göç edilen yerlerde yeni kuşakların yerleşik hayata geçmesiyle birlikte, zamanla “dönüş hakkı” bilinci zayıflamaya başladı. İşgalin yavaş yavaş “normalleştiği” bu dönemde, Filistinli yazarlar kalemlerini yeniden bu unutulmaya yüz tutan bilinci diri tutmak için kullandılar.
Yalnızca yurda dönüş düşüncesine odaklanan eserler çoğaldı; edebiyat, hem bir hafıza hem de bir çağrıya dönüştü. Bu bilinçlenmeyi sürdürmek amacıyla Filistinli yazarlar çeşitli edebî birlikler kurdular. Bu birlikler, dünyanın farklı ülkelerinde “dönüş” temalı etkinlikler düzenleyerek Filistin’in sesini edebiyat aracılığıyla duyurmaya devam ettiler. Son yıllarda bu faaliyetlerin bir kısmı Türkiye’de de yankı buldu; Filistinli Arap edebiyatçıların öncülüğünde düzenlenen edebî buluşmalar ülkemizde de gerçekleşmeye başladı.Çalışmamız hazırlanırken Dönüş edebiyatı ile ilgili makaleler ve şiir divanları, romanlar ve öyküler incelenmiş, Türkiye’de ve yurt dışında bu edebiyatın temsilcisi olarak faaliyet gösteren Filistinli şairler ile sözlü ve yazılı olmak üzere röportaj yapılmıştır. Bu röportajlar esnasında edindiğimiz bilgiler kullanılırken röportaj yaptığımız edebiyatçıya atıf yapılmıştır.
1948 Nekbe Olayı
Dönüş edebiyatını anlayabilmek için bu edebiyatın doğumuna sebep olan Filistin’in geçirdiği tarihi sürecleri iyi anlamak gerekmektedir. Milattan önce Pers ve Roma imparatorluklarının, milattan sonra da Bizans imparatorluğunun hakimiyetini gören Filistin Hz. Ömer döneminde 637yılında tamamıyla Müslümanların hakimiyetine girdi. 1516 Mercidâbık Muharebesinden sonra Yavuz Sultan Selim Döneminde Osmanlı hakimiyetine girdi. Ve tam dört yüzyıl yıl boyunca Arz-ı Filistin diye adlandırılan topraklar Gazze, Kudüs, Nablus ve Safed sancaklarına ayrılarak Osmanlı devletinin bir parçası oldu. [2]Ancak Yahudiler asırlar boyu bölgede varlık gösterme arzusuyla yaşadılar. 1799 yılında ilk defa Napolyon Arap topraklarında bir Yahudi devletinin kurulması fikrini öne attı. 2 kasım 1917’de İngiliz Dışişleri bakanı Balfour’ın Filistin’i yurt edinmek isteyen Siyonist Yahudi Dernekleri Federasyon’u adına kaleme aldığı Balfour Bildirisi’nde İngiliz Hükümetinin bu duruma sıcak baktığı ancak orada yaşayan diğer din mensublarının temel haklarına ve özgürlüklerine bir zarar gelmeyeceği zikrediliyordu. Bu dönemde Filistin nüfusunun yüzde 90’ı Arap’tı. Yahudilerin ise Filistin topraklarının yüzde 2’sine denk gelecek bir mülkü vardı. Bu bildiriyle beraber İngiltere’nin desteğiyle Filistin topraklarına çeşitli Avrupa ülkelerinden peyderpey Yahudi göçü başladı. Filistin topraklarında Yahudi yerleşim yerleri kurulmaya başlandı. 1917’den itibaren İngiliz İşgaline maruz kalan Filistin 1922 yılında Cemiyet-i Akvâm tarafından İngiliz mandasına verildi. İkinci dünya savaşından sonra bölgeye göçen Yahudi nüfusu yükselişe geçti. Araplar ve Yahudiler arasındaki çatışmalar önlenemez hale gelince 1947 yılında yönetim Birleşmiş Milletlere geçti. Birleşmiş milletler Filistin’in Araplar ve Yahudiler arasında ikiye bölünmesini, Kudüs’ün uluslararası bir alan olmasını teklif etti. Araplar bu teklife karşı geldiler ancak 14 Mayıs 1948’te İsrail’in kendini devlet olarak ilan etmesine engel olamadılar. 1967’de İsrail’in Arap nüfusun çoğunlukta olduğu Doğu Kudüs’ü topraklarına kattığını ilan etmesi üzerine Arap İsrail Savaşı başladı. Uzun süren siyasi karmaşıklıklardan sonra 1974’de Filistin sorunu Filistin Kurtuluş Örgütü tarafından yönetilmeye başlandı. 16-17 Eylül 1982’de İsrail’in Lübnan’daki kamplarda Filistinli mültecilere saldırması Orta Doğu’daki dengeleri değiştirdi. 1987 ve 2000 yılları arasında iki intifada hareketi gerçekleşti. 1988’de FKÖ tek taraflı olarak bağımsızlığını ilan etti. 1993 yılında Oslo ve Kahire anlaşmalarının sonunda Filistin Ulusal Yönetimi adı altında siyasi bir yapılanma ortaya çıktı. Bu yapılanma bir taraftan kendi bölgesinde kurumsallaşmaya çabalarken diğer taraftan İsrail ile arasındaki diplomatik ilişkileri devam ettirmeye çalışmıştır.[3]
Bütün bu tarihi süreç içerisinde[4] vatana dönüş edebiyatının doğmasına sebep olan 1948 Nekbe olayları Filistin halkının ruhunda onulmaz yaralar açan bir dönüm noktası niteliğindedir. Bu tarihte Arap halkı üzerinde toplu büyük katliamlar yapılmış olup Filistinli halk bu olayı büyük felaket anlamına gelen nekbe((نكبة ifadesiyle anmıştır. Zira bu dönemde Filistinli halka zorla evleri ve arazileri terk ettirilmiş, yaşadıkları topraklardan koparılan insanlar sınır bölgelerindeki sürgün kamplarında yaşamaya zorlanmıştır.[5]
Filistin’in 1948’de İsrail tarafından ele geçirilmesi, Filistin’de yaşayan Arap nüfus üzerinde sosyolojik değişmelere yol açmış olup burada yaşayan nüfusun oranını ve yapısını önemli ölçüde etkilemiştir. Bu olay sonrasında şehirlerin içi boşalmış olup nüfus yoğunluğu köylere kaymıştır. Filistin toplumunun kültürel, edebî ve siyâsî faaliyetlerinin merkezi olan şehirlerdeki canlılık sönmüştür.[6]
Filistin’e Dönüş Edebiyatının Doğuşu ve Tarihî Süreci
Filistin’e dönüş edebiyatı Modern Filistin edebiyatının içerisinde yer alan sürgün edebiyatı (edebu’l-menfâ), zindan edebiyatı (edebu’s-sucûn), direniş edebiyatı( edebu’l-mukaveme) gibi akımlardan biridir.
1948 ve sonrasında yaşanan büyük acılar Filistinli edebiyatçıların zihin ve gönül dünyalarından şiirlere, hikayelere, romanlara akmıştır. Böylece Filistinliler’in topraklarından sürülüp kamplarda yaşamaya başladığı zamanlardan itibaren dönüş edebiyatı varlık göstermeye başlamıştır. Dönüş ile ilgili duygular ve düşünceler şairlerin ve yazarların eserlerinde kasideler, hikayeler ve romanlar şeklinde ortaya çıkmıştır. Dönüş edebiyatı kapsamındaki bu edebî çalışmaların ortak özelliği 1948 ve sonraki olayları tasvir etmesi, halkı haksızlık karşısında direnmeye teşvik etmesi ve vatan, toprak bilincini diri tutmaya çabalamasıdır.
1948’de geniş topraklardan ülke sınırlarında oluşturulmuş kamplara sürülen Filistinli halkın karşı karşıya olduğu büyük üzüntü ve elemi ortaya koymaya çalışan edebî eserlerde dönüş hayaliyle birlikte hakim olan duygu hüzün duygusuydu. 1967 mağlubiyetinde bu acı daha da büyüdü. Filistin halkı vatanının elinden kaydığına şahitlik etti. Bunun üzerine Filistin Edebiyatı’nda düşmana karşı koyma, direniş ve mücadele kavramları baskın olarak görülmeye başlandı. Yani Filistin edebiyatının içerisinde direniş edebiyatı akımı belirginleşti. Ancak bu sırada dönüş mefhumu da direniş edebiyatı kapsamındaki edebî eserlerde yer almaya devam etti. İlerleyen yıllarda yapılan ikili anlaşmalar 1948 yılında zorla göç ettirilen Filistinliler’ in hakkının görmezden gelinmesi üzerine dönüş olgusu Modern Filistin edebiyatına iyice yerleşti. Dönüşü müjdeleyen yeni bir ruh ile etkin bir edebî alan haline geldi.[7]
Filistinli edebiyatçılar dönüş kavramı bir olgu olarak ortaya çıkmadan önce dönüş içerikli edebi eserler vermişlerdir. Filistinli pek çok kalem dönüşle ilgili kavram ve kelimelere önem vermiş olup dönüş üzerine yazılar yazarak Filistinli olma kimliğini ortaya çıkarmaya ve yaşatmaya çalışmışlardır.
Bu sahada şiirde, hikayecilikte, romancılıkta ve tiyatro alanında başı çeken edebiyatçılar mevcuttur. 1948’den günümüze kadar Filistinle ilgili olaylar belirli periyotlarla da olsa durulmadığı için günümüzde de dönüş edebiyatı alanı canlılığını korumaya devam etmektedir.
İlk olarak Haşim Reşid, Hasan el-Buhayri, Abdulkerîm el-Kerîmî, Ğassân Kenafânî gibi onlarca Filistinli edebiyatçı dönüş haritasını adeta kelimelerle çizdiler. Ve Mahmud Derviş[8], Selim el-Kasım, Velîd Seyf, İbrâhim Nasrullah gibi onlarca edebiyatçı daha sonra bu yolda yürümeyi sürdürdüler. Bu nedenle dönüş edebiyatının sürgün, zorluklar, sıkıntılar ve göç döneminde canlandığını, özgürlük elde edilip dönme çabaları ortaya çıktığında kendini gösterdiğini görüyoruz.
Filistin’e Dönüş Edebiyatının Tanımlanması
1948 olaylarının etkisi günümüze kadar sürdüğü halde dönüş edebiyatını Filistin edebiyatı içinde oluşmuş bir ekol olarak değil bir edebî akım olarak tanımlamamız mümkündür. Günümüze değin icra edilmiş olan vatana dönüş edebiyatı çok sayıdaki edebî eserin yer aldığı ve bu eserler vesilesiyle tarîhî süreci yansıtan büyük bir arşiv gibidir. Şair Muhammed Rabah dönüş edebiyatını şöyle tanımlamaktadır: “ Yurda dönüş hakkı hususunda ısrar eden, ülkenin bölünmesi kararını reddeden, her türlü felaket ve zillet anlaşması ile alay eden, Filistinliler’in sorunlarının yegane çözümünün mültecilerin zorla çıkarıldıkları topraklarına dönmesi suretiyle gerçekleşeceği düşüncesine sahip edebî eğilimdir.” [9]
Dönüş şairlerinden Muhammed Tevekkelnâ’nın ise dönüş edebiyatını şöyle tanımlamaktadır göre: “Dönüş edebiyatı nesir metinlerinden, tiyatro eserlerinden ve Filistin halkının ana vatanı olan Filistin’e geri dönmesi konusuyla ilgilenen şiirlerden oluşan külliyatın adıdır.”[10]
Dönüş şiiri doğuşundan günümüze değin hakları ve sabit değerleri koruma saikiyle ortaya çıkmıştır. Siyâsilerin halkın adına attığı imzaları onaylamamıştır. Zorla toprağından koparılan Filistinliler bu duruma topraklarına daha fazla bağlanarak tepki göstermişler ve kavuşma hayalinin tesellisi ile yaşar olmuşlardır. Dönüş edebiyatı halkın bu ruh halini yansıtan bir ayna gibidir. Dönüş edebiyatı şairlerinden Süleyman İsa, bir şiirinde pek çok Filistinlinin dilinde ezgi olmuşbir şiirinde, mülteci kamplarından birinin sokağında duran küçük bir çocuğun dilinden şunları söyler:
فلسطين داري و درب انتصاري
Filistin evimdir, zaferimin yoludur
تظل بلادي هوى في فؤادي
Gönlümdeki aşktır hala ülkem
ولحنا أبيا في شفتي
Ve dudaklarımda onurlu bir ezgi.[11]
Filistin’e dönüş edebiyatının içeriğinde özlem, acı, yardım ve kurtuluş bekleyen toplumu yüzüstü bırakmaya ve haksızlıklara sessiz kalmaya eleştiri vardır. Ancak dönüş ile mutlu bir son hayal edildiği için iyimser ve olumlu bir yapıya sahiptir. Dönüş edebiyatı Filistinliler’e kendilerini bekleyen evlerinin olduğunu, her ne kadar artık başkaları onlara sahip olsa da kendilerinin, babalarının dedelerinin izlerinin hala orada olduklarını haykırır. [12]
Dönüş edebiyatı Filistin halkının beka sorunu ile karşılaşması sonucunda hak iadesi talebini dillendirerek, içinde yaşayanların zorla boşaltıldığı evlere dönmeyi bir ideal olarak ortaya koyarak Filistin halkının kimliğini savunma ve milli hafızayı taze tutma gibi amaçlara sahiptir. Filistinliler’i geçmişte gasp edilmiş haklarının peşinde olmaya teşvik eder. Zira tarihi unutmak bir milletin yok olması demektir. Filistin’in hüzün verici gerçeklerini konu edinmesine rağmen umut sancağı taşır. Dönüş şairlerinden Semir Atiyye’nin Risâletu’n-mine’l-kuds adlı kitaba yazdığı mukaddimenin şu satırlarında bu özelliği görmek mümkündür:
“Kudüs yolunda mücadele azmini parlatacağız. Ardımızda gelecek gün doğumunun ezgilerini terennüm etmeleri için kendi ezgilerimizi bırakacağız. Gönlümüzde acıya yer bırakmayacağız. Karalar bağlamış bir yer olmayacak gönlümüzde.”[13]
Nereye Dönüş?
Dönüş edebiyatı, dönüş eylemini ana mihverine alırken dönüşten tam olarak neyi kasd etmiştir? Bu alanla ilgili edebî eserler incelendiğinde bu soruya iki türlü cevap vermek mümkündür. Bunlardan birincisi; Filistin’den sürülerek, ya da herhangi bir şekilde ayrılmak zorunda bırakılanların yurda dönüşü konu edinmeleri. İkincisi ise; 1948 öncesine yani tarihe, işgalin gerçekleşmediği özgürlük zamanlarına dönüş ve o dönemlerden bahis. Mesela Mahmud Derviş Mahattatu’l-kıtâr (Tren İstasyonu) ve Talaliyyetu’l Berve (Berve Harabesi) adlı iki kasidesinde 1948 öncesi Filistin’inden bahsetmektedir. Murîd Bergûsî (d.1944) Durûbun Cemîle (Güzel Patikalar) adlı hikâyesinde ve Fâruk Muhammed Vâdî (d.1949)ise Usfûru’ş-şems(Güneşin Serçesi) adlı şiirinde de 1948 öncesi Filistin’inden bahseder. Onların 1948 öncesine dönmeleri yurtlarında meydana gelen sistemli işgali benimsememeleri ve başkaldırmaları sebebiyledir. 1993 yılında yapılan Oslo Anlaşmasından sonra karşılıklı barış ilan edilmesi üzerine Filistin’e dönüş yapan edebiyatçıların bir kısmı dönüş kavramı üzerine yazmaya devam ederken bir kısmı bu konuda yazmayı bırakmış ve farklı konuları ele almaya başlamışlardır. Halîl es-Sevâhirî ( 1940 – 2006) dönüş edebiyatı ile ilgili yazı yazmayı sürdürmez iken Reşad Ebu Şâvir ise yazmaya devam etmek için bir sürgünden diğerine gitmiştir. Filistinli edebiyatçılardan bazılarının çocukluğu sürgünde geçmiştir. Örneğin Halid Derviş bunlardandır ve Küçük Sufinin Ölümü adlı eserinde bu günlerden bahseder. Bazıları 1948- 1967 arasındaki olaylara gönderme yapan yazılar yazmışlardır. Mesela Yahya Yahlef yurda dönüşünden sonra günün olayları hakkında yazmak yerine 1948’den sonra İrbid’de kaldığı sığınmacı kampları ve kuşatma altındaki Kudüs hakkında yazılar yazmıştır. Yine Mahmud Şakir eserlerinde 1948’den öncesine döner. Yurda dönenler döndükten sonra sadece dönüş hikayeleri ve etraflarında olup biten güncel meselelerle ilgili yazmamışlar eserlerindeki konu yelpazesini genişletmişlerdir. Adil Esta bu grubun ortaya koyduğu edebî eserlerin dönüş konusuyla sınırlı olmadığı için dönüş edebiyatı değil de dönenlerin edebiyatı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ifade eder.[14]
Filistin’e Dönüş Edebiyatı’nın Sembolik Kelimeleri
Filistin edebiyatı içerisinde edebî bir akım olarak tanımlayabileceğimiz dönüş edebiyatının kendine has ıstılahları, içeriği, kelimeleri, tasvirleri ve hayalleri vardır.
Dönüş edebiyatının en bariz sembol kelimesi miftâh yani anahtar kelimesidir. Evlerini terk etmek zorunda bırakılanlar anahtarları ve tapularını beraberinde götürmüştür. Ve bir gün tapularını gösterip evlerine tekrar anahtarlarıyla dönmeyi umarlar. Abdulganiyy et-Temîmî, Risâletun min Mescid-i Aksa adlı divanında bir şiirine şöyle başlar:
لم يزل مفتاحُ بيتي في يدي
Evimin anahtarı elimdedir hâlâ
لم أزل أحضُن ذكرى بلدي
Ülkemin hatırasını bağrıma basıyorum hâlâ[15]
Dönüşü ana tema olarak alan hemen hemen her edebî eserde “âidûn/ dönenler; senûdu/ döneceğiz; avdetu’l- gurebâ / yabancıların dönüşü; mea’l-âidîn, teşerrud/ yurtsuz, evsiz kalmak kelimelerine rastlamak mümkündür. Harun Haşim Reşid’in (d.1927) Enâşidu’l-avde (Dönüş Şarkıları) adlı divanında yer alan İnnenâ le âidûn/ Döneceğiz Mutlakaşiiri buna güzel bir örnelik teşkil eder:
إِنَّنَا لَعَائِدُونْ
Döneceğiz mutlaka
عَائِدُونَ عَائِدُونَ إِنَّنَا لَعَائِدُونَ
Döneceğiz döneceğiz döneceğiz mutlaka
فَالحُدودُ لَنْ تَكُونْ وَالْقِلَاعُ وَالْحُصُونْ
Sınırlar olmayacak ve kuşatmalar ve kaleler
فَاصْرُخُوا يَا نَازِحُونْ
Haykırın Ey yurdundan uzak düşenler
إِنَّنَا لَعَائِدُونْ
Mutlaka döneceğiz.
عَائِدُونَ لِلدِّيَارْ لِلسُّهُولِ لِلْجِبَالْ
Yurda döneceğiz, ovalara ve dağlara
تَحْتَ أَعْلَامِ الْفَخَارْ وَالْجِهَادِ وَالنِّضَالْ
İftihar, cenk ve mücadele sancaklarının altında
بِالدِّمَاء وَالْفِدَاء وَالإِخَاءِ وَالْوَفَاءْ
Demle, fedakarlıkla, kardeşlikle, vefayla,
إِنَّنَا لَعَائِدُونْ
Döneceğiz mutlaka.
عَائِدُونَ يَا رُبَى عَائِدُونَ يَا هِضَابْ
Döneceğiz ey tepeler, döneceğiz ey yaylalar.
عَائِدُونَ لِلصِّبَا عَائِدُونَ لِلشَّبَابْ
Çocuklar için döneceğiz, gençler için döneceğiz
لِلْجِهَادِ في النِّجَادْ وَالْحَصَادِ في الْبِلَادْ
Kurtuluş mücadelesi için, ülkede hasat için
إِنَّنَا لَعَائِدُونْ
Döneceğiz mutlaka[16]
Dönüş edebiyatı sürgün ve zindan edebiyatında kullanılan ıstılahları da kullanır. Sürgündeki veya zindandaki Filistinli sürgünün ve zindanın karanlık günlerini dönüş hayaliyle aydınlatmaya çalışır. O yüzden muhayyem/kamp, hayme/çadır, sicn/ zindan, kuyûd/ kelepçeler kelimeleri bu türden edebi eserlerin içerisinde sık sık karşımıza çıkar.
Filistin’e Dönüş Edebiyatı ile İlgili Akademik Çalışmalar
Ancak konuyla ilgili olarak henüz ciddi ilmi araştırmalar yapılmamış olup yeni yeni üniversitelerde dönüş edebiyatını konu alan yüksek lisans ve doktora tezleri yapılmaktadır. Fransa’da bir doktora tezinin hazırlandığı bilinmekle beraber araştırmamız esnasında bu tez ile ilgili bilgilere ulaşılamamıştır. Ve bazı edebiyat araştırmacılarının da son yıllarda bu akım üzerine yoğunlaştığı görülmektedir. Adil Estâ da son beş yıldır dönüş edebiyatı üzerinde kalem oynatan yazarlardan biridir.[17] Ayrıca Salih Ebû el-İsba‘’a ait er-Rivâyetu’l-Filistiniyye ve’l-Menfâ adlı kitapta; Subhî es-Şehrûrî’nin el-Kıssatu’l-kasîra fi’l-ardi’l-muhtelle ve Selmâ Hadrâ el-Ceyyusî’nin Mevsûatu’l-edebi’l-Filistînî adlı eserlerinde konu hakkında bilgiler yer almaktadır.[18] el- Dönüş edebiyatı şimdiye kadar daha çok Filistin edebiyatı ile ilgili araştırmaların içinde bir bölüm başlığı altında incelenmiştir.
Cihad er-Recebî bu alandaki edebî eserlerin bolluğuna rağmen bu eserlerin ilmî ve edebî araştırmalara yeterince konu olmadığını şu şekilde ifade etmektedir:“ Yapılan çalışmalar ve ilmî araştırmalar dönüş edebiyatı külliyatının hacmi ile zıt orantılıdır. Bu edebiyatın kültürel mücadeledeki etkisiyle uyuşmayacak şekilde az çalışma vardır.”[19]
Filistin’e Dönüş Edebiyatı Kapsamındaki Önemli Romanlar
1. Gassân Kenefânî 1969’da ilk baskısı yapılan “Âidun ilâ hayfa” adlı romanında vatanı yara almış, haksızlığa karşı öfkesi dinmeyen diğer Filistinliler gibi kendisinin de yaşamış olduğu tecrübeleri anlatır ve daima vatana dönüş hayali kurar Yazarın vatan sevgisinin ve yurda dönüş arzusunun vücut bulmuş şeklidir bu roman. O da 1948 Nekbe olayına değinir.
2. Dönüş edebiyatı kapsamında tarihsel süreçte ortaya konmuş bu türden edebî eserler günümüz Filistin edebiyatında da varlık göstermektedir. Rabaî‘ el-Medhûn’un yazdığı “Yazgılar: Holokost Konçertosu ve Nekbe” adlı roman 2010 yılında Evrensel Arap Romanı Ödülüne layık görülmüştür.[20] Yazar, Holokost Konçertosu’na verilen ödül ile bu seviyede ödüle layık görülen ilk Filistinli edebiyatçı olmuştur. Holokost II. Dünya Savaşı öncesi ve sonrası Nazi Almanyasının sistemli bir şekilde gerçekleştirdiği soykırıma verilen addır. Konçertonun bölümlerine tekabül eden üç ana bölüm ve sonuç bölümünden oluşur. Bu romanda birbirine harmanlaranarak nekbe olayı üzerine sorulan sorular etrafında dört ayrı hikaye başlar. Roman hem ülke içerisinde kalıp zorla İsrail vatandaşlığına geçirilen Filistinlilerin, hem de sürgüne gönderilen ve dönüş için yol arayanların hikayesidir. Romanda 1948 öncesi İngiliz bir doktorla evlenen Filistinli bir Ermeni olan İvana’nın hikâyesi ile başlar. Nekbe olayında kızı Juli ile beraber Londra’ya kaçan İvana ölüm döşeğinde iken kızından bedenini yakmasını ve külünün yarısını Thames Nehri’ne yarısını da eski Akka’ya savurmasını ister. Kızı annesinin dediğini yapar ve eşiyle beraber Filistin’e giderler ve Filistin şehirlerine meftun olurlar ve böylece olaylar zinciri devam eder. Bu bir Filistinli’nin yurda dönüş özlemini ve arzusunu çarpıcı şekilde ifade eden olaylardan biridir. Kendisi dönememiş olsa bile küllerinin bir kısmının vatanına savrulması istemesi bir insanın vatanından ayrı düşmesinin içinde açtığı yaraları ve dönme umudunu göstermesi bakımından güzel bir örnektir.
3. Yine İlyas Hûrî tarafından yazılan, nekbe olaylarının 50. Yıldönümünde 1998’de yayınlanan ve en iyi yüz Arap romanı arasına giren Bâbu’ş-şems “Güneşin Kapısı” adlı roman da dönüş edebiyatı kapsamındaki eserlerden biridir. Birbirini takip eden hikayeler serisinden oluşan bu romanda yazar 1948 sonrası ilk sürgün hayatına gidenlerin ve onların yurda dönüş çabalarını hikaye eder. İlk sürgüne gönderilenler kamplardan kaçarak başkalarının oturduğu evlerine, harab olmuş köylerine dönerler. Ancak dövülerek oradan tekrar kovulurlar. İsrail ile civar Arap ülkelerinin sınırlarında öldürülürler. İşte böyle bir ortamda romanın kahramanı gizli bir direnişçi kimliği sahip aşık bir adam olan Yunus el- Esedî otuzu aşkın bir süre zarfında Lübnan ve Filistin arasındaki dağları vadileri arşınlar, Nebile ismindeki eşi ile güneşin kapısı ismini verdiği bir mağarada bir araya gelir. Çok sayıda kız ve erkek çocukları olur. Esedî çocuklarını sürgünde yaşayanlar ile vatanda kalanlar arasında kopmayan bir bağ olarak görür. Bu roman Filistin’de yaşayan halk üzerinde etkili olmuş, 1967 İsrail Yerleşim Planlamasına meydan okuyan bir grup Filistinli, Kudüs’ün giriş kısmında kurdukları köye Bâbu’ş-şems adını vermişlerdir.[21]
4. Bir diğer örnek Cihad er-Recebî’nin “Boş Yere Ölmeyeceğim” ( Len Emute suden) adlı romanıdır. Bu roman 1993 yılında İslami Arap Edebiyatı Birliği tarafından birincilik ödülü almıştır. Roman’ın Filistinli kahramanı Vâil Filistin’deki yaşam şartlarından ve ailesinin içinde bulunduğu intifada ortamını sorgulayarak daha rahat ve mutlu bir hayat sürmek için ailesini terkeder. Kardeşi Ali onu yolundan döndürmek istese de başarılı olamaz. “Newyork’da düzenli bir hayat kurduktan sonra annemi de yanıma alacağım, o da benimle yaşayacak, onun bütün hayallerini gerçekleştireceğim. O günden sonra gözleri yaşarmayacak, her zaman mutlu olacak. Açlık dahi hissetmeyecek. İnanın bana. Birlikte içinde gözyaşı, silahlar, ölüm ve üzücü şeyler olmayan çok güzel bir hayat yaşayacağız.”[22]Ve aşık olduğu Amerikalı Jean ile yeni bir hayat kurmak üzere Amerika’ya uzun bir yolculuk yapar. Bu yolculuk esnasında yaşlı bir kadınla yaptığı sohbet ile birlikte kendi iç dünyasında karmaşık ve derin duygular yaşar. Ailesini ve yurdunu ne kadar çok sevdiğini farkeder. Daha Amerika’ya ulaşmadan vatanına karşı büyük bir özlem duygusu hisseder. Havalanına vardığında oradaki ekranlardan birinde intifada hareketinin canlı yayınını izler. Ve İsrail askerlerinin işkence ettiği iki Filistinli gençten birinin kardeşi Ali olduğunu görür. Ve anında “boş yere ölmeyeceğim” diyerek geri dönme kararı alır. Ancak zaten kalp hastası olması nedeniyle zayıf düşer ve dönme fırsatı bulamadan orada ölür. Bu hikaye dönüş edebiyatının en çarpıcı ve önemli eserlerinden biridir.
5. Filistin’e Dönüş Edebiyatı ile İlgili Şiir Divanları
Gassân Zuktân, Zekeriya Muhammed, Yahya Berzak, Mahmud Derviş, Mahmud Şakir, Cebrâ İbrahim Cebrâ, Halil Sevâhirî, Faysal Hurânî, Murîd el-Bergusî,Yahya Yahlef, Fâruk Vâdî gibi onlarca şair dönüş edebiyatına dair şiirler yazmışlardır. Bazı şairler çok çeşitli konulara değinen divanlarında dönüş ile ilgili kasidelere yer vermiş bu konu ile ilgili müstakil bir divan yazmamışlardır. Meselâ Mahmud Derviş’in el-A‘mâlu’l-ûlâ adlı şiir divanının birinci cildinde yer alan Fî intizâri’l-âidîn( Dönenleri Beklerken) şiirini buna örnek olarak verebiliriz. Şöyle der derviş bu şiirde:
“Ey annelerimiz bekleyin kapının önünde biz dönüyoruz.
Bu zaman değildir hayal ettikleri gibi.
Gelişiyle denizcinin esiyor rüzgar…
Ve akım, yeniyor onu gemi.”[23]
Bazıları ise tamamıyla dönüş temasına sahip şiir divanları yazmışlardır. Bu divanların bazıları şunlardır:
1. Ali Haşim Reşid, Eğâni’l-avde, 1960.
2. Harûn Haşim Reşîd, Enâşidu’l-avde, (Arapça İngilizce neşir, Arapça’dan İngilizce’ye çeviren: Kerme Sâmî) Amman 2011.
3. Semir Atiyye, Nezîfu’z-Zikreyât, Dımaşk: Muessetu Filistîn li’s-sekâfe 2006.
4. Semir Atiyye, Dîvânu’l-avde( Dönüş Şiiri Seçkisi/ 100 şiir), Dımaşk: Tecemmu’ul-avdeti’l-Filistînî 2007.
5. Hasan ez-Zerîkî, Ahlâmu’l-avde, Beyrut: Dâru’l-hıyât 2011.
6. Muhammed Tevekkelnâ, Avdetu’n-nusûr, Dımaşk: Beytu Filistin li’ş-şi‘r 2011.
7. Abdulganiyy et-Temimî, Risâletun mine’l-mescidi’l-aksâ, Dımaşk: Beytu Filistin li’ş-şi‘r 2009.
Filistin’e dönüş edebiyatı ile ilgili edebî eserler veren yazarlar ve şairler sadece Filistinliler’den oluşmamaktadır. Diğer Arap ülkelerinden de dönüş edebiyatına dair yazan şairler vardır. Örneğin Muhammed Tevekkelnâ Suriyeli, Muhammed Mahmud ez-Zebûrî ve Abdullah Berdûnî Yemenlidir. Ayrıca Suriyeli şair Nizar Kabbani’nin Ya Kudsu/Ey Kudüs şiiri bu konuda şöhret bulun şiirlerden biridir.
يا قدس يا مدينتي
Ey Kudüs, ey benim şehrim
يا قدس يا حبيبتي
Ey Kudüs, ey sevgilim
غدا غدا سيزهر الليمون
Yarın, yarın çiçek açacak limon
وتفرح السنابل الخضراء والزيتون
Sevinecek yeşil sümbüller ve zeytin
وتضحك العيون
Ve gülecek gözler
وترجع الحمائم المهاجرة
Geri dönecek göçmen güvercinler
إلى السقوف الطاهرة
Tertemiz yuvasına
ويرجع الأطفال يلعبون
Ve geri dönecek çocuklar oynamaya
ويلتقي الاباء والبنون
Buluşacak babalar oğullar
على رباك الزاهرة
Güller açan bahçende
يا بلدي
Ey memleketim,
يا بلد السلام والزيتون
Ey barış ve bereket şehri.”[24]
Dönüş edebiyatı sadece sürgündeki veya gurbetteki edebiyatçılar tarafından yazılmaz. Filistin’in içinde yaşayan şairler de dönüş içerikli şiir yazabilirler. Zira Tevfik Ziyâd Cisru’l-avde adlı şiirinde memleketten uzaktaki dostlarına şöyle seslenir:
!! أحبائي
Dostlarım
برمش العين
Kirpiğimle
أفرش درب عودتكم ،
Süpürürüm dönüş yolunuzu
. برمش العين
Kirpiğimle
وأحضن جرحكم ،
Ve yaranızı bağrıma basarım
وألُمّ شوك الدّرب ،
Yolun dikenini toplarım
بالجفنين
Gözkapaklarımla
وبالكفين ، سأبني جسر عودتكم ،
Avuçlarımla inşa ederim dönüş köprünüzü
على الشطّين
iki kıyı üstüne
أطحن صخرة الصّوان ،
Sert kayayı öğütürüm
. بالكفين
Avuçlarımla
ومن لحمي[25]..
Ve Etimden…
Dönüş Edebiyatının Türkiye’deki Yansımaları
Gerek şiir gerekse nesir türünde dönüş temalı edebi eserler koyan Arap edebiyatçıları son yıllarda edebî faaliyetlerine İstanbul merkezli olarak “ثقافة العودة بيت فلسطين للشعر و” )Filistin Şiir ve Dönüş Kültürü Derneği) öncülüğünde devam etmektedir. Bu dernek Filistin sınırları dışında Filistinli şiir ve şairleri çalışma alanı olarak belirlemiş olan ilk dernektir. Kendini 2009 Mayıs’ında Türkiye’de edebî ve kültürel faaliyetler düzenlenmek üzere ruhsatlı olarak resmen açılmış bir dernek olarak tanımlayan bu kuruluş, çalışma alanlarını edebiyat ve sanat faaliyetleri olarak belirlemiştir. Edebiyat alanında şiir, roman, kısa hikaye, tiyatro metinleri ile ve sanat alanında karikatür, güzel sanatlar, hat, naht sanatı, müzik ve şarkılar ile ilgilenmektedir. Dernek kuruluş amaçlarını şu maddelerde özetlemektedir:
1. Yurda dönüş konusunda edebiyatçıların ve sanatçıların rolünü ve eserlerini ortaya çıkarmak üzere çalışmak.
2. Bu alanda eser verenler arasında edebî ve sanatsal iletişimi güçlendirmek.
3. Farklı kültürel tecrübelerle iletişime geçmek ve ortak çalışmalar yapmak.
4. Filistin edebiyatı, Arap Dili ve dünya çapındaki çeşitli kültürel yayınları ücretsiz olarak basmak.
5. Genç yetenekleri keşfetmek, onları geliştirmek üzere çalışmak ve topluma tanıtmak.
6. Filistin, Arap dünyası ve dünya bazında dönüş meselesini etkin bir şekilde işlemek.[26]
2009’dan bu yana derneğin yaptığı edebî faaliyetlerden öne çıkanlar şunlardır:
1. Biri 2014’te diğeri 2016’da olmak üzere İstanbul’da iki kez Vatana Dönüş Edebiyatı ve Sanatları Uluslararası Formu adı altında toplantı düzenlendi.[27]
2. Yedi Şiir kitabı ve bir de öykü kitabı yayınladı. Bunlar şu eserlerdir:
Halîl Ahmed, Vamadât, Dımaşk: Beytu Filistin li’ş-şi‘r 2011. 2011
Hasan ez-Zerîkî, Ahlâmu’l-avde, Beyrut: Dâru’l-hıyât 2011.
Yahya Muhammed Berzak, el-‘Amâlu’ş-şi‘riyyeti’l-kâmile I-II, Dımaşk: Beytu Filistin li’ş-şi‘r 2011.
Muhammed Tevekkelnâ, Avdetu’n-nusûr, Dımaşk: Beytu Filistin li’ş-şi‘r 2011.
Abdulganiyy et-Temimî, Risâletun mine’l-mescidi’l-aksâ, Dımaşk: Beytu Filistin li’ş-şi‘r 2009.
Hasan el-Emrânî, Tehtefî et-Tuyûr lakin temûtu, 2010.
Semir Atiyye, Eğâridu’t-tufûleti’l-mukaddese, Beytu Filistin li’ş-şi‘r 2010.[28]
3. 2015-2016 ve 2017 yıllarında İstanbul’da üç kez olmak üzere Revâku’s-sakâfî adıyla kültür sanat toplantıları düzenlenmiştir. Bu toplantılar edebiyatçıların eserlerinden bir kısmının paylaşılması, dinleyicilerin de katıldığı yurda dönüş edebiyatı kavramları hakkında değerlendirmeler yapılması ve karikatür ve fotoğraf sergileri eşliğinde icra edilmiştir.[29]
4. Kuruluşundan bugüne muhtelif ülke ve şehirlerde sayısı 100’ü geçen şiir geceleri ve seminerler düzenlenmiş olup; Saraybosna, San‘a, Dımaşk, Şarika, Dubai, Kahire, İstanbul ve Antalya bu şehirler arasındadır.
5. Derneğin en dikkat çeken edebî projelerinden biri ise 5 yıl boyunca her ay Filistinli şairler arasından birini vatana dönüş şairi sıfatıyla anarak, eserlerini edebi kişiliğini ve şiirlerini tanıtma projesidir. Bu çalışma araştırmacılar için bir kaynak ve araştırmacı olmayan ancak edebiyata ilgili olanlar için de kültürel bir çalışma mahiyetindedir.
Proje 2012- 2016 yılları arasında her ay Filistin, diaspora, göç, sürgün, vatana dönüş hakkı, vatan sevgisi ve özlemi üzerine en güzel ve seçkin şiirleri yazmış Filistin içinden veya dışından olan bir Arap şairi, çok yönlü bir şekilde tanıtmayı hedeflemiştir. Dernek şairlerle ilgili bilgi, fotoğraf, resim ve şiirleri kendine ait sosyal medya hesaplarından her ay aksatmaksızın düzenli olarak yayınladı. 2012 yılı Mayıs ayında başlayan bu proje ayın şairi olarak Yahya Muhammed Berzak’ı (1929-1988) tanıttı[30]. İlk başta ‘ayın şairi’ olarak isimlendirilen proje daha sonra projenin içeriğiyle daha çok bütünlük içermesi sebebiyle ‘ vatana dönüş şairi’ adını aldı. Ve 2013’te ilk olarak vatana dönüş şairi vasfıyla Faslı Şair Hasan el-Emrâni (d.1949) tanıtıldı. 2012 Mayıs ayından 2016 Eylül’üne değin tam altmış öncü şair tanıtılarak aslında bir modern dönem Filistin şiiri için bir Mu’cemu’l-şuara kitabının da temelleri atılmış oldu.
Dernek yetkilileri bundan sonraki projelerinin Türkiye’de Filistin, Kudüs ve Mescid-i Aksa konularında edebi eserler veren yazar ve şairleri tespit edip tanıtmak olduğunu ifade etmektedir.
Sonsöz
Modern Filistin edebiyatı içinde “vatana dönüş” akımına dâhil çok sayıda eser bulunmasına rağmen, bu alanın ilmî araştırmalar açısından hâlâ büyük ölçüde bakir kalması dikkat çekici bir durumdur.
Filistin edebiyatında “dönüş” temasını işleyen eserler, günümüz Arap edebiyatının en canlı damarlarından birini oluşturur. Roman, öykü, tiyatro ve şiir türlerinde zengin örneklerle karşımıza çıkan bu edebiyat, ortaya çıkmasına zemin hazırlayan koşulların hâlâ devam ediyor olması nedeniyle uzun yıllar Filistin edebiyatındaki yerini koruyacağa benziyor.
Yaşayan Arap edebiyatına tanıklık etmek ve bu alanda araştırmalar yapmak, hem edebî hafızanın devamı hem de geleceğe bir belge bırakmak açısından büyük önem taşır. Belki de bugün Arap ülkelerinden yoğun göç alan ülkemizde, Arap edebiyatçılar tarafından gerçekleştirilen edebî faaliyetler, gelecekte doğacak yeni bir mehcer edebiyatı ekolünün sessiz ayak sesleridir. Bu açıdan bakıldığında, Filistin’e dönüş edebiyatı yalnız geçmişin değil, geleceğin de hikâyesidir.
KAYNAKÇA
Abdelmotaleb, Ceyna Kılınç, Filistinli Edebiyatçı Cihad Er-Recebî’nin “Len Emute Suden Adlı Romanının İncelenmesi, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi, İstanbul 2016.
Abdulganiyy et-Temimî, Risâletun mine’l-mescidi’l-aksâ, Dımaşk: Beytu Filistin li’ş-şi‘r 2009.
Adil Estâ, Edeb’ul avde ve edebu’l-âidîn: Suâlu’l-ihtilâf, Defâtiru’l-eyyâm, 31.03.2015, Erişim Tarihi: 08.10.2017, http://www.al-ayyam.ps/ar.
Ağırakça, Muhammed ve Komisyon, Arapça Yarışmaları Etkinlik Metinleri 2010-2014, İstanbul: Akdem Yayınları 2015.
Cihad er-Recebî, Len Emute Suden, Riyad: Ubeikan 2013.
Fayiz Ebû Abd, Meşruu‘ şuarâi’l-avde yukmilu ameha’l-hâmis, 11. 18. 2017, Erişim Tarihi: 11. 19. 2017, https://pulpit.alwatanvoice.com/content/print/425546.html.
Gassân Kenefâni , “Filistin Edebiyatı”, 1968, İştirâki Dergisi, çeviren: İştirâkî Dergisi, Erişim Tarihi: 10.09.2017, https://istiraki.blogspot.com.tr/2016/04/filistin-edebiyat.html.
Hasan el-Emrânî, Tehtefî et-Tuyûr lakin temûtu, Dımaşk: Beytu Filistin li’ş-şi‘r 2010.
Hasan ez-Zerîkî, Ahlâmu’l-avde, Beyrut: Dâru’l-hıyât 2011.
Haywood John A., Modern Arabic Literature 1800-1970, London, 1971.
Karaman, M. Lutfullah “Filistin”, DİA, c. XIII, s.89-103, İstanbul 1996
Mahmud Derviş, Egûlu lekum, Beyrut: Dâru’l-avde 2008.
…………………., Bu Şiirin Bitmesini İstemiyorum, Arapça’dan Çeviren: Mehmet Hakkı Suçin, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları 2016.
Muhammed Tevekkelnâ, Avdetu’n-nusûr, Dımaşk: Beytu Filistin li’ş-şi‘r 2011.
Muhsin Muhammed Salih, Filistin Meselesinin Değişmez Gerçekleri, Arapça’dan Çeviren: Muhammed Nuri Uçar ve Muhammed Kurşunlu, İstanbul: Nida Yayıncılık 2014.
Özdemir, Hüseyin ve Diğerleri, Osmanlı Belgelerinde Filistin, İstanbul: Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı Yayın No: 102, 2009.
Pappe, Ilan, Modern Filistin Tarihi, çeviren: Nuri Plümer, Phoenix Yayınevi, 2007.
Usâme el-Aşkar, İhyau edebi’l-avde, Ehlâmu ecrâsi’l-avde (2009), Erişim Tarihi: 20. 08. 2017, http://ajrasal3awda.ahlamontada.net/t8145-topic.
Visam Hasan el-Baş, Filistin Dönüş Kültürü ve Şiiri Derneği Tanıtım Broşürü, Dımaşk 2014.
Yahya Muhammed Berzak, el-‘Amâlu’ş-şi‘riyyeti’l-kâmile I-II, Dımaşk: Beytu Filistin li’ş-şi‘r 2010.
Yasir Ahmed Ali, Halfe esvâri’l-heva, Dımaşk: Beytu Filistin li’ş-şi‘r 2011.
Yılmaz, Nurullah, Filistinli Şair Mahmud Derviş Hayatı Edebî Kişiliği Eserleri, Erzurum: Fenomen Yayıncılık 2013.
[1] Bu makale Sultan Şimşek tarafından 21-22 Kasım 2017 tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirilen Doğu Edebiyatlarında Göç ve İnsan Sempozyumu’nda sözlü olarak sunulan ve 2018 yılında Social Sciences Studies in Turkey adlı kitapta “Homeland Literature in the Case of Palestine and Reflections over Turkey” başlığıyla yayınlanan İngilizce kitap bölümünün Türkçe’sidir. İlgili kitap bölümünün künye bilgileri için bkz.: Sultan Simsek “Homeland Literature in the Case of Palestine and Reflections over Turkey”, in: Social sciences studies in Turkey, Saritas Eyup, Eds., Trafford Publishing (North American), Bloomington, in 47403, Pp.109-129, 2018.
[2]M. Lutfullah Karaman, “Filistin”, DİA,c. XIII, s.89-103, İstanbul 1996 .
[3] Karaman, s. 99, Nurullah Yılmaz, Filistinli Şair Mahmud Derviş Hayatı Edebî Kişiliği Eserleri, Erzurum: Fenomen Yayıncılık 2013, s. 3-4.
[4] Filistin’in ayrıntılı tarihi için bkz., Hüseyin Özdemir ve Diğerleri, Osmanlı Belgelerinde Filistin, İstanbul: Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı Yayın No: 102, 2009; Ilan Pappe, Modern Filistin Tarihi, çeviren: Nuri Plümer, Phoenix Yayınevi, 2007.
[5] Adil Estâ, Edeb’ul avde ve edebu’l-âidîn: Suâlu’l-ihtilâf, Defâtiru’l-eyyâm, 31.03.2015, Erişim Tarihi: 08.10.2017, http://www.al-ayyam.ps/ar
[6] Gassân Kenefâni , “Filistin Edebiyatı”, 1968, İştirâki Dergisi, çeviren: İştirâkî Dergisi, Erişim Tarihi: 10.09.2017, https://istiraki.blogspot.com.tr/2016/04/filistin-edebiyat.html.
[7] 10.10. 2017 tarihinde Cihâd er- Recebî ile ilgili yaptığımız yazılı röportajdan.
[8] Hakkında ayrıntılı bilgi için bkz. Nurullah Yılmaz, Filistinli Şair Mahmud Derviş Hayatı Edebî Kişiliği Eserleri, Erzurum: Fenomen Yayıncılık 2013.
[9] 10.10. 2017 tarihinde Muhammed Rabah ile ilgili yaptığımız yazılı röportajdan.
[10] 15.11.2017 tarihinde Muhammed Rabah ile ilgili yaptığımız yazılı röportajdan.
[11] Suleyman İsa, Filistin Dârî, http://www.sulaimanalissapoet.org/tfl-felasteen.html, Erişim Tarihi: 09.10.2017.
[12] 10.10. 2017 tarihinde Cihâd er- Recebî ile ilgili yaptığımız yazılı röportajdan.
[13] Abdulganiyy et-Temimî, Risâletun mine’l-mescidi’l-aksâ, Dımaşk: Beytu Filistin li’ş-şi‘r 2009,s. 5.
[14] Adil Estâ, Edeb’ul avde ve edebu’l-âidîn: Suâlu’l-ihtilâf, Defâtiru’l-eyyâm, 31.03.2015, Erişim Tarihi: 08.10.2017, http://www.al-ayyam.ps/ar.
[15] Abdulganiyy et-Temimî, s. 17.
[16] Harûn Haşim Reşîd, Enâşidu’l-avde, Ürdün 2011.
[17] Adil Estâ, Edeb’ul avde ve edebu’l-âidîn: Suâlu’l-ihtilâf, Defâtiru’l-eyyâm, 31.03.2015, Erişim Tarihi: 08.10.2017, http://www.al-ayyam.ps/ar.
[18] 10.10. 2017 tarihinde Nirdîn Ebû Neb‘a ile ilgili yaptığımız yazılı röportajdan.
[19] 10.10. 2017 tarihinde Cihâd er- Recebî ile ilgili yaptığımız yazılı röportajdan.
[20] Adil Estâ, Edeb’ul avde ve edebu’l-âidîn: Suâlu’l-ihtilâf, Defâtiru’l-eyyâm, 31.03.2015, Erişim Tarihi: 08.10.2017, http://www.al-ayyam.ps/ar.
[21] Risâletu İlyas Hûrî ilâ babi’ş-şems, el-Cezira, el-Ahbâr ve’l-fenn, Erişim tarihi: 18.09.2017, http://www.aljazeera.net/news/cultureandart/2013/1/12/
[22] Cihad er-Recebî, Len Emute Suden, Riyad: Ubeikan 2013, s.117; Ceyna Kılınç Abdelmotaleb, Filistinli Edebiyatçı Cihad Er-Recebî’nin “Len Emute Suden Adlı Romanının İncelenmesi, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi, İstanbul 2016, s. 72.
[23] Yılmaz, s. 258.
[24] Ağırakça, Muhammed ve Komisyon, Arapça Yarışmaları Etkinlik Metinleri 2010-2014, İstanbul: Akdem Yayınları 2015, s. 31.
[25] Tevfik Ziyâd, Cisru’l-avde, bkz. http://www.adab.com/modules.php?name=Sh3er&doWhat=shqas&qid=472
[26] Visam Hasan el-Bâş, Filistin Dönüş Kültürü ve Şiiri Derneği Tanıtım Broşürü, Dımaşk 2014.
[27] 10.09.2017 tarihinde Filistin Dönüş Kültürü ve Şiiri Müdürü Filistinli Şair Semir Atiyye ile yaptığımız sözlü röportajdan.
[28] Visam Hasan el-Baş, Filistin Dönüş Kültürü ve Şiiri Derneği Tanıtım Broşürü, Dımaşk 2014.
[29] 10.09.2017 tarihinde Filistin Dönüş Kültürü ve Şiiri Müdürü Filistinli Şair Semir Atiyye ile yaptığımız sözlü röportajdan.
[30] Hakkında ayrıntılı bilgi ve şiirleri için bkz. Yahya Muhammed Berzak, el-‘Amâlu’ş-şi‘riyyeti’l-kâmile I-II, Dımaşk: Beytu Filistin li’ş-şi‘r 2010.

1 Yorum
Yazar Bedir HATİP
Kaleminize sağlık sayın hocam.